KREDİ KARTI AİDATINA TÜKETİCİNİN ONAYI YOK İSE İADE EDİLMELİDİR

Kredi kartı aidatı için müzakere şartı getirildi

Kredi kartı aidatına karşı açılan davadan emsal karar çıktığını söyleyen Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, “Bir tüketicimiz yıllardır kullandığı kredi kartına aidat ücreti tahsil eden ve talebine rağmen iade etmeyen bankaya karşı dava açtı. Dava sonucunda milyonlarca kredi kartı kullanıcısını ilgilendiren emsal bir karar çıktı. Banka tüketiciyle müzakere etmeden kart aidatı alamayacak. Tüketiciler, müzakeresiz kesilen aidatları geri alabilecek” dedi.

Kredi kartı aidatına karşı açılan davadan emsal karar çıktığını söyleyen Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, “Bir tüketicimiz yıllardır kullandığı kredi kartına aidat ücreti tahsil eden ve talebine rağmen iade etmeyen bankaya karşı dava açtı. Dava sonucunda milyonlarca kredi kartı kullanıcısını ilgilendiren emsal bir karar çıktı. Banka tüketiciyle müzakere etmeden kart aidatı alamayacak. Tüketiciler, müzakeresiz kesilen aidatları geri alabilecek” dedi.

Neşet Gündüz, kredi kartı aidatını almak için hakem heyetine başvuruda bulunan bir tüketicinin, heyet tarafından haksız karşılandığını, ardından da Tüketici Mahkemesi’ne giderek itirazda bulunduğunu söyledi. Gündüz, kredi kartı aidatına karşı açılan davada emsal kararın çıktığını belirterek, “Tüketici yıllardır kullandığı kredi kartına aidat ücreti tahsil eden ve talebine rağmen iade etmeyen bankaya karşı dava açarak, milyonlarca kredi kartı kullanıcısını ilgilendiren emsal bir karar çıkmıştır. Banka tüketiciyle müzakere etmeden kart aidatı alamayacak. Tüketiciler, müzakeresiz kesilen aidatları geri alabilecek” dedi.

“Karar artık bağlayıcı değildir”

Mahkemenin, tüketiciyle müzakere edildiği ispatlanmadan kart üyelik ücreti alınmasının haksız şart olacağına hükmettiğini anlatan Gündüz, sözlerine şöyle devam etti:

“Mahkeme, bankaların kart ücreti için dayanak gösterdiği BDDK düzenlemesinin tüketici mahkemelerini bağlamayacağını da hüküm altına alarak, Yargıtay kararı uyarınca sadece zorunlu masrafların tüketiciden istenebileceğini, ancak kart üyelik ücretinin zorunlu masraf olmadığını kararlaştırdı. BDDK yönetmeliğinde yer alan, ‘kredi aidatı alınabileceğine’ dair husus bu karar sonrası artık tüketiciler açısından bağlayıcı değildir. Kendileriyle müzakere edilmeden kartlarından ücret kesilen her tüketici parasını geri talep etmeli.”

“Aidat kesilenler heyete başvurmalı”

Aidat kesilen vatandaşları bu kararı emsal göstererek Tüketici Hakem Heyetlerine başvurması gerektiği konusunda uyaran Başkan Gündüz, “Karar aynı zamanda Tüketici Hakem Heyetlerine güçlü bir emsal oluşturuyor. Kararda ayrıca, kredi kartı aidatının banka ve müşteri arasında karşılıklı müzakere edilerek mutabakat sağlanırsa alınabileceğine de dikkat çekilmiş. Aidat, kabusu artık bitmiştir. Sadece banka, tüketiciye aidatsız kart sunar ve bunun yanı sıra da aidatlı kart kullandırmak için müzakere edip müşterinin onayını alırsa, aidatın alınması yasal hale gelebilir” dedi.

KAYNAK:İHA

Yargıtay, “Slm seni ve kalbini nasıl kazanabilirim” mesajının cinsel taciz suçu olduğuna hükmetti

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/3072 E. 2019/14439 K.

Yargıtay, sosyal medya uygulaması üzerinden gönderilen ‘Slm seni ve kalbini nasıl kazanabilirim’ mesajının cinsel taciz suçu oluşturduğuna hükmetti

Bir mesajlaşma uygulaması üzerinden gönderilen ‘Slm seni ve kalbini nasıl kazanabilirim’ mesajı nedeniyle hakkında kamu davası açılan sanığa ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan hapis cezası verildi.

Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği hükmün temyizi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 18’inci Ceza Dairesi, dikkat çeken bozma kararı aldı.

Sanığın olay tarihinde gönderdiği ‘Slm seni ve kalbini nasıl kazanabilirim’ mesajın, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 105/1 ve 105/2-d maddesine uyan ‘cinsel taciz’ suçunu oluşturduğu gözetilmeden ‘kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan hüküm kurulması nedeniyle yerel mahkemenin verdiği karar bozuldu.

Kararda ayrıca sanık hakkında ‘cinsel taciz’ suçundan kamu davası açıldığı, sanığın eyleminin soruşturma aşamasında uzlaşma kapsamında olmadığı ancak yapılan yargılama sonucu sanığın eyleminin uzlaştırma kapsamına giren kişilerin ‘huzur ve sükununu bozma’ suçu olarak kabul edildiği hatırlatıldı.

TCK’nın 253’üncü ve 254’üncü maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine işaret edilen kararda, sanığın hukuksal durumunun bu hükümlerin sonucuna göre belirlenmemesi, bozma kararına gerekçe gösterildi.

KİŞİNİN YEMEĞİNE GİZLİCE UYKU İLACI ATILMASI KASTEN YARALAMA SUÇUDUR

Nöbetçi astsubayı uyutmak için yemeğine uyku ilacı atan ere göz yuman aşçı, beraat etti. Yargıtay, kararı bozarak aşçının da “kasten yaralama” suçunu işlediğine hükmetti.

Manisa’nın Selendi ilçesinde vatani görevini yapan bir er, nöbetçi astsubayın yemekhaneye geçtiğini görünce, komutanına verilecek cacık kasesine kendi kullandığı uyku ilacını attı. Yemekhanede görevli aşçı er de gördüklerine seyirci kaldı.

Skandalın ortaya çıkması üzerine, nöbetçi astsubayın yemeğine uyku ilacı atan er ve tanık er hakkında Selendi Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Selendi Asliye Ceza Mahkemesi beraat verdi

Mahkemede ifade veren tanık aşçı asker, olay günü akşam yemeğini hazırladığını, bu sırada nöbetçi astsubayın yemeğini vermek için kaseye cacık doldurarak masanın üzerine koyduğunu ve arkasını döndüğünde sanık erin cacığın içerisine bir şey attığını gördüğünü söyledi. Mahkeme, sanığı mahkum ederken, tanık erin beraatine hükmetti. Soruşturmayı yürüten savcı ise kararı temyiz etti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi ‘kasten yaralama’ suçu işlediğine hükmetti

Devreye giren Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise, emsal bir karara imza attı. Mağdur subayın kan örnekleri üzerinde İzmir Adli Tıp Kurumu’na yaptırılan incelemede, uyku ilacı kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.

Yargıtay kararında, “Tanık aşçının kaseyi cacık tenceresine boşalttığını gördüğü halde bu duruma ses çıkarmayarak üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediği sabit olduğu halde mahkumiyeti yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek isabetsiz gerekçelerle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır. Karar oy birliğiyle bozulmuştur” denildi.

İlgili karar aşağıdadır : 

3. Ceza Dairesi 2016/15735 E. , 2017/8207 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın olay tarihinde … ilçe jandarma komutanlığında J.Er olarak görev yaptığı, müşteki …’nun ise …ilçe jandarma komutanlığında Uzm.J.II.Kad.Çvş. olduğu, olay tarihinde…ilçe jandarma komutanlığının yemekhanesinden sorumlu aşçı tanık …’in akşam yemeğini hazırladığı, bu esnada olay günü nöbetçi astsubay olan mağdur …’ın yemeğini vermek amacı ile kaseye cacık doldurarak masanın üzerine koyduğu ve arkasını döndüğü esnada sanık …’un cacığın içerisine kendi kullanmış olduğu… marka ilaç attığı, kaseyi karıştırırken aşçı …’ın fark ettiği ancak cacığa tuz attığını zannederek kaseyi cacık tenceresine boşalttığı ve sanığa hitaben hiçbir jandarma erinin tabldot tabağının dışında başka yemek tabağı kullanamayacağını, kase ile sadece nöbetçi astsubayların yiyebileceğini söylediği, daha sonra söz konusu ilaçlı cacıktan müşteki …’ın da içmesi üzerine halsiz hissederek uyku hali sendromuna girdiği, ayrıca müştekinin kan örnekleri üzerinde İzmir Adli Tıp Kurumuna yaptırılan incelemede gelen 28/06/2013 tarihli rapora göre kanda 57.0 ng/ml …bulunduğu, sanığın sadece nöbetçi astsubayın kullanabildiği yemek kasesinin içerisine kendi kullandığı ilaçtan atması eylemini salt olay gecesi 03:00-06:00 saatlerindeki nöbeti esnasında nöbetçi astsubayı uyutmak amacı ile gerçekleştirdiği ve tanık aşçı …’ın kaseyi cacık tenceresine boşalttığını gördüğü halde bu duruma ses çıkarmayarak üzerine atılı kasten yaralama suçunu işlediği sabit olduğu halde mahkumiyeti yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek isabetsiz gerekçelerle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 07/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi

Kül tablası, kemer, kumanda, bardak; Yargıtay hepsini silah olarak kabul ediyor

Kül tablası, kemer, televizyon kumandası, dal parçası, tuğla, bardak…Yargıtay, tartışma esnasında taraflardan birinin yaralanmasına neden olan tüm bu eşyaların silah olarak kabul edileceğine karar verdi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından alınan kararlardan ilki İstanbul’dan…İstanbul’da tartıştığı arkadaşına kemerle vurarak yaralayan sanık “kasten yaralama” suçundan hapse mahkum edildi. Yaralanan kişi kararı “daha fazla ceza almalı” diyerek temyiz etti. Temyiz talebini yerinde bulan Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozdu. Kemerin silah sayılacağı belirtilen kararda, sanığın “silahla kasten yaralama” suçundan cezalandırılması gerektiği belirtildi.

OĞLUNUN BAŞINA BARDAKLA VURDU

Malatya’da tartıştığı oğlunun başına bardakla vurarak, yaralanmasına neden olan sanığa “silahtan sayılan eşya ile yaralama” suçundan verilen hapis cezası ise Yargıtay tarafından onandı.

KIZ ARKADAŞINI DARP ETTİ

Antalya Serik’te kız arkadaşını ağaçtan kopardığı dal parçası ile darp eden sanığa “kasten yaralama” suçundan verilen hapis cezası bozuldu. Yargıtay dal parçasının silah sayılacağını belirtti. Sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılması gerektiği ifade edildi.

ÇALIŞMA ARKADAŞINI AYNA İLE YARALADI

Gebze’de çalışma arkadaşının kafasına ayna ile vurarak, yaralanmasına neden olan sanığa “silahtan sayılan eşya ile yaralama” suçundan verilen hapis cezası da onandı.

EŞİNE TV KUMANDASI İLE VURDU

Eskişehir’de ise tartıştığı eşini TV kumandası ile darp eden sanığa “kasten yaralama” suçundan verilen hapis cezası bozuldu. Kumandanın silah sayılacağı belirtilen kararda sanığın “silahla kasten yaralama” suçundan cezalandırılması gerektiği belirtildi.

KARDEŞİNE KÜL TABLASI ATTI

İstanbul’da da tartıştığı kardeşinin başına kül tablası ile vurarak yaralayan sanığa “silahla kasten yaralama” suçundan verilen hapis cezası da Yargıtay tarafından onandı.

EVLİLİK ÖNCESİ HASTALIĞIN GİZLENMESİ DURUMUNDA, EVLİLİĞİN İPTALİ İSTENEBİLİR

TC

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

2016/23322 E.

2018/10266 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma-Ziynet Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden; davacı kadın tarafından ise, katılma yoluyla kusur belirlemesi, tazminatların miktarları, reddedilen ziynet alacağı ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı, süresinde vermiş olduğu dilekçeyle katılma yoluyla ziynet alacağının reddini de temyiz etmiştir. Katılma yoluyla temyiz isteği asıl temyiz isteğine sıkı sıkıya bağlıdır. Davalının ziynet alacağının reddine ilişkin bir temyizi bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının bu yöne ilişkin katılma yoluyla temyiz isteği incelenmeyeceğinden, ziynet alacağının reddine yönelik katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı erkeğin, evlilik öncesi mevcut olan hastalığını gizlediği vakıasının boşanma sebebi oluşturmayacağı, ancak evliliğin nispi butlan ile iptalinin talep edilebileceğinin anlaşılmasına göre, kadının tüm, erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, davacı kadının katılma yoluyla ziynet alacağının reddine ilişkin temyiz talebinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple REDDİNE, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.01.10.2018 

GENEL CERRAH, ESTETİK AMELİYATI YAPAMAZ, SONUÇLARINDAN SORUMLUDUR

Estetik cerrahi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda önemli ölçüde ilerleme kaydetmiş, estetik ameliyat olanların sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bunun sonucu olarak da zaman zaman taraflar arasında hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.  Yargıtay estetik ameliyat ile tedavi değil güzelleşme amaçlandığı için taraflar arasında “eser sözleşmesi” ilişkisinin varlığını kabul etmektedir.

           Son dönemde verilen bir kararda Yargıtay 15.Hukuk Dairesi, İzmir’de özel bir hastanede genel cerrahi uzmanı tarafından gerçekleştirilen “burun ameliyatı” sonrasında iyileşmeyen ve ağrıları dinmeyen hastanın şikâyetini haklı bularak, olaydan ameliyatı yapan genel cerrahi uzmanını ve hastaneyi sorumlu tutmuştur. Yargıtay sadece ameliyatı yapan doktoru değil aynı zamanda hastanenin de bu kusurdan dolayı sorumlu olduğuna hükmetmiştir. Verilen bu kararla birlikte estetik cerrahlar dışında yapılacak estetik ameliyatlarında komplikasyon olsun ya da olmasın, kendi alanı dışında ameliyat yapan doktorların sorumlu olacağı belirlenmiştir. Emsal yargıtay kararı aşağıdadır. 12.03.2019

15. Hukuk Dairesi         2018/5219 E.  ,  2019/46 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi


Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ile davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesi niteliğinde bulunan estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanan zararın tahsili istemiyle açılmış olup, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın … yönünden kabulüne, diğer davalılar … ve … Özel … Hastanesi yönünden ise reddine dair verilen karar, davacı ve davalı … vekilince temyiz olunmuştur. 
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 
2-Davacı vekilinin davalılar … ve … Özel … hastanesine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Müvekkilinin 2011 yılının Mayıs ayında davalı doktor …’a başvurarak burnunun estetik olarak düzeltilmesini talep ettiğini, doktor tarafından masraf ve ücret olmak üzere 1.000,00 TL kararlaştırıldığını ve 23.05.2011 tarihinde Özel … Hastanesinde ameliyat ettiğini, bu ameliyat sonucu evine dönmüş ve sargıları açıldığında burnunda bir düzelme olmadığı gibi burnunun üzerinde yanık izi ve şişkinlikler bulunduğunu gördüğünü, bunun üzerine müvekkillinin davalı doktor ile görüştüğünde bunun normal olduğunu, düzeltilebileceğini söyleyerek bu kez 22.09.2011 tarihinde Özel … Hastanesinde ameliyat ettiğini, bu kez de düzeltilemediğinin ve yaralarının olduğunu, çok kötü durumda olması nedeniyle davalıya ilettiğini, bir süre beklemesini ve iyileşeceğini söylemesine karşın düzelme olmadığı gibi psikolojisinin de bozulduğunu, burnu düzelmeyen müvekkilinin bir kez daha 31.07.2012 tarihinde davalı …’a ameliyat olmasına karşın yara izleri geçmediği gibi göz kapaklarının da düştüğünü, bu gelişmeler karşısında hayatında acı ve elem yaşayacağının ortaya çıktığını, 
hastane, ilaç, yol gibi masraflar yaptığını ve maddi kayıplarının da olduğunu ileri sürerek 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan … Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, akdî ilişkiyi inkâr etmemiş ve davacıya yapılan ameliyatın diğer davalı doktor tarafından hastanede yapıldığını bildirmiş, esasa yönelik savunmalarda bulunmuştur. Bu durumda sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK’nın 100. maddesi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 116. maddesi uyarınca davalı hastanede gerçekleşen operasyonda oluşan zararlardan sorumludur. Esasında … Kurumu Genel Kurulunun vermiş olduğu 20.10.2016 günlü raporunda, ameliyatın rinoplasti (burun estetiği) ameliyatı olduğu, ameliyatıyapan hekimin genel cerrahi uzmanı olduğu, ameliyatın genel cerrahi alanına girmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde ameliyatı yapan hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun bulunmadığı ve tıbben kusurlu bulunduğu bildirildiğine göre, ... Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. yönünden de davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur. 
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 768,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 07.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SÜRÜCÜNÜN ALKOLLÜ OLMASI, TEK BAŞINA HASARI TEMİNAT DIŞI BIRAKMAZ

T.C.

Yargıtay

17. Hukuk Dairesi      

   2017/1328 E.  ,  2017/6547 K.

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; davalıya ait, müvekkiline zorunlu mali sorumluluk sigortalı aracın alkollü sürücünün kullanımında iken gerçekleşen kazada ölenin hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuan davalıdan tahsilini talep etmiştir.


Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. 


2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.


Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.


Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.


O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. 


Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) 


Somut olayda, sürücünün trafik kazası esnasında 148 promil alkollü olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, alkolün trafik kazasına etkisi olup olmadığı araştırılması için adli tıp hekiminden rapor alınmış ve alınan rapora göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.


Bu durumda mahkemece, trafik konusunda uzman bilirkişi ve nöroloji uzmanı doktordan oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, olayın oluş şekli, yol, hava ve trafik durumu, sanığın savunması, ceza dosyası kapsamı, kaza tespit tutanağı, sürücüde tespit edilen alkol oranı, kusur durumu birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran (salt) alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının belirlenmesi için gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ehil olmayan bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 8.6.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sokakta, kağıda numara yazıp vermek “cinsel taciz” suçudur

Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 15.03.2012 Tarih 2011/7453 Esas 2012/3116 Karar

Yargıtay, yolda beğendiği bir kızı ısrarla takip edip, elindeki kağıdı genç kıza vererek “beni bu numaradan ararsın” diyen sanığa verilen beraat kararını bozdu.

Daire, sanığın “sırnaşıkça hareket”lerde bulanarak cinsel taciz suçunu işlediğine karar verdi.

B…’da, evine giden genç bir kızı ısrarla takip eden İ… C.., genç kızın rahatsız olmasına rağmen takibini sürdürdü. Sanık C.., yazdığı kağıdı mağdureye verip “beni bu numaradan ararsın” dedi.

Sanıktan rahatsız olan genç kız, şikayetçi olunca İ… C… hakkında dava açıldı.

B… Sulh Ceza Mahkemesi, genç kızı takip ederek, telefon numarası veren sanığın beraatına karar verdi.

Yerel Mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 14. Ceza Dairesi’ne geldi.

Daire, yerel mahkemenin kararını oy birliğiyle bozdu.

Daire’nin kararında, genç kızın sanık İ… C..’yi, daha önceden tanımadığı ve iftira atması için bir neden bulunmadığı vurgulanarak, genç kızın aşamalardaki istikrarlı beyanlarının, dinlenilen tanık tarafından da doğrulandığı belirtildi.

Sanık tarafından mağdureye verilen telefon numarası yazılı kağıt parçasının da dosyada yer aldığı belirtilen kararda, sanığın da suçu işlediğini kabul ettiği ancak başka amaçla yaptığını söylediği de ifade edildi.

Kararda, “tüm bu deliler ve dosya kapsamından, olay günü evine doğru giden kızın arkasından arkadaşıyla birlikte gelip evine kadar ısrarla takip eden ve yazdığı kağıdı mağdureye verip “beni bu numaradan ararsın” şeklinde sırnaşıkça hareketlerde bulunan sanığın eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğu” vurgulandı.

Daire’nin kararında, sanığın eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğu halde olaydan 2 ay sonra kovuşturma aşamasında temin edildikleri anlaşılan tanıkların oluşa ve dosyaya uygun düşmeyen anlatımlarından hareketle sanığın beraatına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu belirtildi.

Türk Ceza Kanunu’nun “cinsel taciz” suçlarını düzenleyen 105. maddesi, “bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilmesini” öngörüyor.

Sanık İ… C, Yargıtay’ın bozma kararının ardından “cinsel taciz” suçlamasıyla yerel mahkemede yeniden yargılanacak.

ŞULE ÇET DAVASINDAKİ “ÇAĞ DIŞI” RAPORA MESLEKTEN MEN CEZASI

Türkiye ‘Şule Çet’ ismini ilk defa 2018’in Mayıs ayında duydu. 23 yaşındaki genç kız, Ankara’nın lüks plazalardan birinin 20. katından düşerek öldü. Çet’in öldürüldüğü mü yoksa intihar mı ettiği sorularının ardından, talihsiz kızın tecavüze uğradıktan sonra öldürüldüğü ortaya çıktı. Yargılama sonrası sanıklardan Çağatay Aksu müebbet ve 12 yıl 6 ay hapis, Berk Akand ise 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı.

DAVA DOSYASINA GİRMİŞTİ

Adli Tıp Uzmanı Dr. Mehmet Nuri Aydın, Şule Çet davası dosyasına giren raporda, “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” ifadelerini kullanmıştı. Aydın hakkındaki gelişmeyi, davanın avukatlarından Umur Yıldırım duyurdu.

Yıldırım, sosyal medya hesabından şu tweet’i attı: Şule’nin davasında; ‘Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde alkol içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiştir’ şeklinde tıp bilimine, hukuka ve ahlaka aykırı mütalaa veren Dr. Mehmet Nuri Aydın’a Ankara Tabip Odası tarafından 6 ay meslekten men edilmiştir.

Twitter’da hakaret içerikli paylaşımın retweet edilmesi suç oluşturur

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/10377 E. 2015/12777 K. 07.12.2015 K.T.

Dava ve Karar

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

Katılanlar hakkındaki hakaret içeren sözlerin, sanığın kendi twitter hesabından atılması ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen sanık savunması karşısında, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

1- Sanık …’e yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Hakaret eyleminin, dönemin Adana Valisi olan katılan …’un görevinden dolayı gerçekleştirildiği anlaşılmasına rağmen, TCK’nın 125/3-a maddesine göre uygulama yapılması gerektiği düşünülmemiş ise de, karşı temyiz bulunmadığından bozma yapılamayacağı,

Anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

2- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyizine gelince;

Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın, twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde diğer sanık tarafından paylaşılan tweeti retweetlediğinin, kendi ikrarı ile de sabit olması karşısında, kamu görevlisine görevinden dolayı zincirleme şekilde hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı, katılanlar … ve … vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.