Hazırlayan: Av. Beste Tuğçe PEKGÖZ
TÜKETİCİ HUKUKU VE AYIPLI ARAÇLAR
TEMEL KAVRAMLAR
Tüketici
Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Tüketicinin ticari amaçlarla hareket etmemesi gerekir. Örneğin; şirket, tüzel kişi kavramına girmez. Çünkü şirketlerin faaliyet konuları ticari amaçlıdır. Buradaki tüzel kişi kavramına dernekler, vakıflar ve cemiyetler girebilir.
Kişi, ticari veya mesleki amaç dışında, ailesinin veya yakınlarının kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için de mal edinebilir, bu kişi de tüketici sıfatına sahiptir. Ancak, kişi özel hayatında da meslek hayatında da kullanmak için alırsa bir malı, tüketici sıfatına sahip kabul edilemez.
Tüzel kişi, hukuk bakımından bireylerin veya malların topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlıktır. Tüzel kişiler bakımından; kamu tüzel kişileri ve ticaret şirketleri tüketici sıfatına sahip değildir. Dernek ve vakıflar tüketici sıfatına sahiptirler.
Gerçek kişi, tam doğmak ve sağ olmak şartı ile kişinin anne karnından ölümüne kadar olan süreyi hukuken tanımlayan terimdir. Gerçek kişiler de ticari iş karinesi yoktur ancak gerçek kişiler tacir olabilir veya ticari işlerde de bulunabilirler. Esnaf ve küçük işletmeler gerçek kişi işletmelerdir ve bu işletmeler için yapılan tüm borçlandırıcı işlemler ticari veya mesleki amaç güderek yapılmaktadır. Bu kapsamda ticari iş teşkil ederler. Bahse konu borçlandırıcı işlemi yapan kişiler de tüketici olmaktan çıkarlar ve tüketicilere özgü hak arama yollarını kullanamazlar. (https://hukukdestegi.com/tr/2015/12/04/tuketiciler-icin-basvurulacak-hukuki-imkanlar-nelerdir/)
Mal ve Hizmet
Mal, alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi mallardır.
Maddi niteliğe sahip şeyler gibi gayri maddi şeylerde mal olarak adlandırılabilmektedir. Mesela alacaklar, fikri ve sınai haklar eşya olarak sayılmasa da mal olarak sayılabilecektir. Bu sebeple mal kavramı, eşya kavramını da kapsayan üst bir kavramdır.(Temmuz,2016 Arif KALKAN-Tüketici hukukunda ayıplı maldan doğan sorumluluk, yüksek lisans tezi)
Para ile satışa konu olan taşınır eşyalar maldır. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar da mal kavramı içindedir. Gayri maddi mal da elektronik ortamda kullanıldığında ve alışverişe konu olduğunda tüketici işlemlerinin konusuna girer.
Örneğin, satın alınan ev hayvanları da mal kapsamına girmektedir.
Mal nihai tüketime yönelik olarak edinilmiş olmalıdır.
Örneğin; Baraj, liman veya otoyollar nihai tüketime yönelik olarak edinilemez bu yüzden bahsettiğimiz mal tanımına girmezler.
Hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusudur.
Örneğin; terzide elbise diktirmek, kafede yemek yemek bunlar hizmet alımıdır.
Satıcı
Satıcı, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Tüketici işlemini, kazanç elde etmek amacıyla, ticari veya mesleki faaliyet alanında yapan kişidir.
Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür.
Satıcı olabilmek için tacir olmak gerekmemektedir. Gerçek veya tüzel kişi tacir satıcı konumunda bulunabileceği gibi esnaf, çiftçi veya sanatkârda tüketicinin karşısında satıcı olabilecektir. Keza tüketici olabileceklerini belirttiğimiz dernek, vakıf ve diğer özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kurum veya kuruluşlar satıcıda olabilecektir. Fakat bu tüzel kişiliğe sahip kurum veya kuruluşların satıcı olabilmeleri için mesleki veya ticari bir amacı bulunmalıdır. Ayrıca bu amaçları süreklilik unsurunu taşımalıdır. Bir başka deyişle mesleki veya ticari faaliyetlerinin süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Böylece tüketiciyle yapılan hukuki işlemlerde satıcı konumunda bulunacaklardır. (Temmuz,2016 Arif KALKAN-Tüketici hukukunda ayıplı maldan doğan sorumluluk, yüksek lisans tezi)
Tüketici İşlemi
Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemdir.
Bir hukuki işlemin tüketici işlemi olması için; sözleşmenin taraflarından biri tüketici olmalıdır. Diğer taraf ise ticari faaliyet amacıyla mal ve hizmet sunan satıcıdır.
Tüketicinin yapmış olduğu her türlü sözleşme, tipik veya atipik olduğuna ve hangi kanunda düzenlendiğine bakılmaksızın tüketici işlemi sayılmıştır. Tüketicinin yapmış olduğu sözleşmenin diğer tarafında, ticari ve mesleki amaçla hareket eden bir gerçek veya tüzel kişinin bulunması gerekir; aksi takdirde yapılan işlem tüketici işlemi sayılamaz.( https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/333513)
Örneğin; avukatın, ofisinde kullanmak amacıyla bilgisayar satın almasıyla bir tüketici işlemi oluşmaz ama avukatın bilgisayarı şahsi kullanım için almış olması tüketici işlemidir.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN AMACI
Tüketicinin korunması hakkında kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.
Tüketici, genel olarak bir hukuki ilişkide zayıf taraf konumundadır ve bu nedenle özel olarak koruma altına alınmak istenmiştir.
Satıcı taraf tüketiciye oranla daha fazla bilgi ve deneyime sahiptir daha donanımlı, profesyonel bir kişidir. Bu nedenle tüketici ile arasında eşitsizlik vardır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un amaçlarından bir diğeri de bu eşitsizliği en aza indirmek ve tüketiciyi korumaktır.
Tüketicinin korunması ile ilgili bir Yargıtay kararı;
T.C. YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2008/6782 E. KARAR NO: 2008/12177 K.
“İÇTİHAT METNİ”
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat E… T…gelmiş davalılar tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR: Davacı, asıl ve birleşen davasında davalılardan S.. D..’a taşıt kredisi verildiğini, diğer davalının da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını,borcun ödenmediğini, her iki davalıya ayrı ayrı kat ihtarı gönderdiğini ve ayrı ayrı icra takibi başlattığını, davalıların takiplere itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptaline,%40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm; davalılardan S..D..tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 Sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacı banka tarafından aralarında düzenlenen 4.12.2002 tarihli “Otomotiv Ürünleri Tüketici kredisi Sözleşmesi” ile davalılardan S. D.. ‘a bireysel kredi Kullandırıldığı, Kadıköy 1.İcra müdürlüğü’nün 2005/697 esas sayılı dosyası içerisindeki araç ruhsat fotokopisi ve emniyet müdürlüğü yazılarından kullanılan kredi ile “gayrı ticari nitelikte” Hyundaı marka kapalı kasa kamyonet alındığı ve böylece uyuşmazlığın 4077 sayılı yasanın 10 maddesi kapsamında tüketici kredisinden kaynaklandığı anlaşıldığından Tüketici Mahkemesi olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Her ne kadar dava tüketici Mahkemesinde açılmış ve Tüketici mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine kararın kesinleşmesini müteakip dava dosyası asliye Ticaret Mahkemesine gelmiş ise de Tüketici Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararı Yargıtay incelemesinden geçmemiştir. Bu durumda dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince temyiz olunan kararın temyiz eden davalılardan S.. D.. yararına BOZULMASINA, 2.bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
TÜKETİCİ LEHİNE YORUM İLKESİ
Doktrinde ve mahkeme kararlarında bazı yardımcı yorum yöntemleri vardır. Bu yardımcı yorum yöntemlerinden biri ise, çekişme konusu sözleşme hükmünün yorumunda tereddüt halinde kalınırsa hükmü düzenleyen tarafın aleyhine olan anlamın tercih edilmesidir. Tüketici sözleşmelerinde genellikle satıcı veya sağlayıcı bu hükümleri hazırladığı için, bu yöntem, Tüketici Hukukunda, “tüketici lehine yorum” ilkesine dönüşmüştür.
Çekişme konusu sözleşmedeki şartın ne anlam ifade ettiği belirlenemiyor ise, tüketici lehine yorum tercih edilir.
Konuyla ilgili bir Yargıtay kararı;
T.C. YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2008/3546 KARAR NO:2008/10759
KARAR TARİHİ:18.09.2008
DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne; kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR: Davacı, dava dışı Salim ile imzalanan cari hesap sözleşmesi başlıklı sözleşme gereğince davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, yapılan alışveriş bedellerinin ödenmediğini, başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, borcun tamamının ödendiğini, kefalet miktarını 1.000,00. YTL’ye indirdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının savunmasını ispatlayamadığı, yapılan alışveriş bedellerinin ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.753,22.YTL asıl alacak ve 688,30.YTL tazminat olmak üzere toplam 3.441,52.YTL için itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden aylık % 12 faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir” hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde “satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır” hükmü getirilmiştir. Taraflar arasındaki 16.08.2002 tarihli sözleşmenin özel şartlar başlıklı 6. maddesinin E bendinde; “borç taksitlerinin vadesinde ödenmemesi halinde, aylık %10 faiz hesaplanmasını ve borç yekununa eklenerek icraya konmasını, icra takibinde % 10 avukatlık ücreti ile yargı giderleri ve icra masraflarını ayrıca borcun % 25’i tutarında maktu tazminat ödemeyi müştereken ve müteselsilen ödemeyi kabul ve taahhüt ederler” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, 18.08.2002 tarihli sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin davacı satıcı tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi tazminat ve fahiş faiz borcu külfeti altına sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki % 25 oranında tazminat ve aylık % 10 faiz alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davacının bu sözleşme hükmüne dayalı olarak tazminat ve aylık % 10 faiz istemesi olanaklı olmadığı gibi mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren aylık % 12 faiz işletilmesi de doğru bulunmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususların göz ardı edilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
AYIP KAVRAMI
Ayıp; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır.
Örneğin, satılan sıfır arabanın freninde sıkıntı olması veya motorunda sıkıntı olması.
Maddi Ayıp
Malın fiziki özelliklerini etkileyen ayıptır.Örneğin; malın rengi, şekli gibi.
Maddî ayıp, bir malın aynı cinsten diğer mallarla karşılaştırıldığında değerini veya kullanışlılığını ortadan kaldıran ya da azaltan her türlü kötü özellik olarak tanımlanabilir. Malın bozuk, kırık, çatlak, yırtık, lekeli veya sökük olduğu hallerde maddi ayıptan söz etmek mümkündür.(2017, Konya Gamze Gökçe ÖNDER DİNGİL-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satıcının ayıplı mal ve hizmetten doğan sorumluluğu-Yüksek lisans tezi)
Hukuki Ayıp
Hukuki ayıp, malda maddi anlamda bir eksiklik olmamasına rağmen hukuki nedenlerle maldan yararlanmanın kısmen veya tamamen engellenmesidir.
Satış konusu malın markasının hukuka aykırı olması, telif haklarının ihlal edilmesi ve güvenlik kurallarına uyulmaması da birer hukuki ayıptır. Yine kullanılması yasak olan bir ilacın kullanımının serbest olduğunun belirtilerek satılması, telefon idaresince belirlenen özellikte olmayan bir telefonun satılması, başkasına ait bir markanın haksız yere kullanılarak piyasaya sunulması şeklinde de hukuki ayıp karşımıza çıkabilir. (2017, Konya Gamze Gökçe ÖNDER DİNGİL-6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satıcının ayıplı mal ve hizmetten doğan sorumluluğu-Yüksek lisans tezi)
Örneğin, aracın plakasının sahte olması, satılan araca gümrükte el konulması.
Ekonomik Ayıp
Ekonomik ayıp, tüketicinin maldan yararlanma imkânını azaltan, malın ekonomik değerini düşüren ayıptır. Bir ürünün kullanma kılavuzunda belirtilen özellikleri taşımaması halidir.
Tüketicinin araçtan beklediği geliri getirmemesi veya verimi sağlamaması ekonomik ayıp sayılır.
Örneğin, hız sabitleme özelliğinin kullanım kılavuzunda olması ancak araçta bulunmaması, aracın kaza yaptığı halde kazasızmış gibi gösterilmesi,
AYIPLI MAL KAVRAMI
Ayıplı mal tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
Satılandaki eksiklik, tüketicinin satın aldığı maldan beklediği faydayı azaltacak veya ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir. Ancak bu durumda ayıplı maldan söz edebiliriz.
Malın gereği gibi monte edilmemesi, ayıp kavramının kapsamına dahil edilmiştir. Ayrıca, TKHK’da sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim edilmemesinin sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirileceği öngörülmektedir. Bu durumda tüketiciler ayıplı mala ilişkin hükümlerden yararlanabileceklerdir.(dergipark.org.tr)
Ayıplı Maldan Sorumluluk
Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz.
Belli hususlarda ayıplı olduğu belirtilen bir malda, belirtilen ayıbın dışında başka ayıpların bulunması halinde, tüketici önceden belirtilen ayıplarda yer almayan bu ayıplar için de satıcının sorumluluğuna başvurabilir.
Ayıptan doğan sorumluluk, sözleşme ile ortadan kaldırılamaz, yapıldığı takdirde, yapılan sözleşme kesin hükümsüzdür.
Tüketicinin gözden geçirmeye gerek olmaksızın doğrudan doğruya farkedebileceği ayıplar satıcının ayıptan sorumluluğunu sona erdirir. Bunlara “aşikar ayıplar” denir.
Açık Ayıp
Açık ayıp, araçlarda basit bir muayene ile bir uzman yardımına gerek olmadan, gözle görülebilen ayıplardır.
Örneğin, arabanın lastiğinin patlak olması, aracın camının kırık olması, araba kaportasındaki göçükler.
Açık ayıbın olduğunun öne sürülmesi durumunda, ayıptan doğan seçimlik hakkını ileri sürmek isteyen tüketicinin ispat yükünün yanı sıra, seçimlik hakkını ileri sürdüğü tarihin geç olmasının hakkın kötüye kullanılması itirazı ile karşılaşması tehlikesi vardır.
Gizli Ayıp
Gizli ayıp ise basit muayene ile görülemeyen sonradan kullanılmaya başlandığında ortaya çıkan ayıplardır. Gizli ayıplar ortaya çıktığında ve öğrenildiğinde bildirmek gerekir.
Tüketiciye gözden geçirme külfeti yüklenmediği için, tüketici malın ayıplı olmasından dolayı seçimlik haklarından birini ileri sürdüğünde, satıcı malın ayıplı olmadığının ispatı ile yükümlü olacak. Ayrıca malda seçimlik hakkın kullanılmasına neden olan ayıp gizli ayıpsa, tüketicinin malın ayıplı olduğunu ileri sürdüğü tarih için hakkın ileri sürülmesinin geç olması ve hakkın kötüye kullanılması itirazları da dinlenmez.
Mahkeme tereddütte kalırsa gizli ayıplı bir malın olduğunu kabul eder.
Tüketicinin seçimlik hakkını ileri sürmesine neden olan gizli ayıpsa, tüketici sadece malın gizli ayıplı olduğunu ispat edecektir.
Satıcı, ayıbın, tüketicinin haberdar olduğu ya da haberi olmamasının mümkün olmadığı nitelikte bir ayıp olduğunu ispat edemediği sürece, gizli ayıp niteliği taşıyan bir ayıp bulunmaktadır.
Gizli ayıplara sıfır araçlarda daha çok rastlanmaktadır.
Örneğin, aracın şiddetli bir kazada hava yastıklarının açılmaması, otomobilin elektronik aksamının arızalı olması.
Maldaki açık ayıp ve gizli ayıplar, ayıbın ihbarı, zaman aşımı süresi ve buna bağlı olarak seçimlik hakların kullanılması yönünden son derece önemlidir.
Gizli ayıp ile ilgili bir Yargıtay kararı;
T.C. YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2005/13380
KARAR NO:2006/473
“İÇTİHAT METNİ”
Taraflar arasındaki ayıplı ürün davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. Davacı, 30.07.2004 tarihinde davalılardan O… Oto Pazarlama San. A.Ş.den 0 km Opel Vectra araç satın aldığını, 11.09.2004 tarihinde aracın vites kutusundan ses geldiğini, servisin hiçbir işlem yapmadığını, 29.09.2004 tarihinde motor arıza lambasının yandığını, servisin bu lambayı söndürüp teslim ettiğini, şikâyetlerinin halen devam etmesine rağmen davalıların değişim talebini kabul etmediğini iddia ederek davaya konu aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesini istemiştir. Davalılar, aracın ayıplı olmadığını basit arızaların giderilerek aracın davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacının davalılar tarafından üretilip satılan Opel Vectra marka otomobili 30.07.2004 tarihinde satın aldığı, 11.09.2004 ve 29.09.2004 tarihlerinde vites, kolundan ses gelmesi, motor arıza lambasının sürekli yanması nedeniyle servise başvurduğu ancak servisin “fabrikadan bilgi bekleniyor” denilerek aracı davacıya teslim ettiği, bunun üzerine davacının aracın değiştirilmesi talebi ile davalı O… A.Ş.ne başvurduğu anlaşılmıştır. Mahkemece araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, rapora göre araçta şanzımanından kaynaklanan gizli ayıp bulunduğu, bu ayıbın meydana gelmesinde sürücü kusuru ya da yetersizliği bulunmadığı, şanzıman ünitesinin komple değiştirilmesi suretiyle arızanın giderilmesinin mümkün olacağı yani imalat hatası bulunduğu bildirilmiş, ayrıca aracın hali hazırda faal olarak hizmet vermeyi sürdürdüğü, araçtan yararlanamama koşulunun oluşmadığı, bu nedenle davacının değişim talebinin yasal koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. Mahkemece de araçtaki gizli ayıbın yenisi ile değiştirilmesini gerektirecek esaslı ayıp olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysaki araçta kullanıcı hatasına bağlı olmayan üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğuna, davacı süresinde 11.10.2004 tarihinde satıcı davalı O… A.Ş. ye aracın değiştirilmesi talebiyle başvurduğuna göre, 4077 sayılı Yasa’nın 4/2. maddesi hükmü gereği davalılar davacının şartlan oluşan değiştirme talebini kabul etmek zorundadırlar. Davacının servise iki kez başvurmasına rağmen “fabrikadan bilgi bekleniyor” denilerek, üretim hatası bulunan aracın davacıya iade edilmesi daha sonrada araçtan yararlanmamak süreklilik arz etmiyor denmesi MK. 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılmasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına (BOZULMASINA), 24.01.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İspat Yükü
İspat yükü; teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde varolduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.
Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır.
Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgiyi içeren bir etiket konulur. Bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur.
Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünler ise hiçbir şekilde piyasaya arz edilemez. Bu ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.
Tüketicinin Seçimlik Hakları
Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketicinin dört seçimlik hakkı vardır bunlar;
1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir.
2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteyebilir.
3-Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteyebilir.
4-İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik
haklarından birini kullanabilir.
Konuyla ilgili Yargıtay kararı;
13. Hukuk Dairesi 2014/20837 E. , 2015/10661 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan satın aldığı bilgisayarın menteşelerindeki arızalarından dolayı çizikler oluştuğunu, güncelleme yapılamadığını, serviste tamir yapılmasını istemediği halde bu talebin servis fişine yazılmadığını ve tamirat yapıldığını, ürünün ayıplı olması nedeniyle iadesi ile bedeli olan 2.022 TL’nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, dava konusu ürünün ayıplı olmadığını, her servis işleminin ayıp olduğu anlamına gelmediğini, ürünün iki kez servise girdiğini, ikinci servis kaydında kullanıcı kaynaklı arızalar olduğunun tespit edildiğini, iade şartlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava konusu ürünün ayıplı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafından davacıya satışı yapılan bilgisayarın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak davalıya iadesi ile bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup,4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesi hükmü gereğince; tüketici, satın aldığı malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde satıcıdan, ayıpsız misliyle değişim ya da verilen bedelin iadesini, ayıp nispetinde bedelin tenzilini, ayıbın giderilmesi için gerekli onarımın yapılmasını isteyebilir. Davacı, bilgisayarın menteşelerindeki imalattan kaynaklı arızadan dolayı çizikler oluştuğunu ve bilgisayarın ayıplı olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece davacının iddialarının değerlendirilmesi amacıyla dava konusu bilgisayar üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda, LCD ekranın yer aldığı kapağı tutan menteşelerin sert olduğu, kapağın zor açılıp kapandığı, açılıp kapanırken kapağın alt kısmının sabit olan gövdeye sürttüğü bu nedenle cihazın gövdesinde menteşelere yakın bölümlerde çizilmeler oluştuğu, bu sürtmenin bir kullanıcı hatası olmadığı, imalata bağlı nedenden oluştuğu, bu sürtmenin etkisiyle oluşan aşınmanın zamanla artacağı, bu aşınmaların bilgisayarın aşırı kullanılmış izlenimini verdiği, bunun imalattan kaynaklı ayıp olduğu rapor edilmiştir. Bu raporda da açıkça anlaşılacağı gibi ürün gizli ayıplı olup, arıza halen devam etmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 06/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.
Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.
Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, onarım yeri için yetkili servis istasyonlarının kurulması gerekir. Servis istasyonlarında profesyonel kişilerce onarım işlemi ifa edilmelidir. Ayıplı malların birçoğunda, 29029 Resmi Gazete Sayılı Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğine göre, azami tamir süresi 20 işgünüdür. Sorumlular bu süreyi ihlal ederse tüketici diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Ayrıca onarım işleminin uzun sürmesi halinde tüketicinin mağdur olmaması için ayıplı malın muadili olan malın tüketiciye teslim edilmesi gerekir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.
Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır.
Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.
TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİ
Bakanlık, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla il merkezleri ile Bakanlıkça belirlenen ilçe merkezlerinde en az bir tüketici hakem heyeti oluşturur. Bakanlık, hangi ilçelerde tüketici hakem heyeti kurulacağını belirlerken, başvuru sayısını, nüfus yoğunluğunu, coğrafi şartları ve benzeri hususları dikkate alır.
Tüketici Hakem Heyeti başkanlığı, illerde ticaret il müdürü, ilçelerde ise kaymakam veya bunların görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür.
Başkan dâhil beş üyeden oluşur Tüketici Hakem Heyeti. Diğer üyeler;
1-Belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye
2-Baronun, mensupları arasından görevlendireceği bir üye
3-Satıcının tacir olduğu uyuşmazlıklarda ticaret ve sanayi odasının ya da bunların ayrı ayrı örgütlendiği yerlerde ticaret odasının; satıcının esnaf ve sanatkâr olduğu uyuşmazlıklarda, illerde esnaf ve sanatkârlar odaları birliğinin, ilçelerde ise en fazla üyeye sahip esnaf ve sanatkârlar odasının görevlendireceği bir üye
4-Tüketici örgütlerinin kendi aralarından seçecekleri bir üye.
Tüketici hakem heyetinin oluşumunun sağlanamadığı yerlerde noksan üyelikler, yönetmelikle belirlenen üyelik niteliklerine sahip Devlet memurları arasından illerde ticaret il müdürü, ilçelerde ise kaymakam tarafından tamamlanır.
Tüketici hakem heyetine zorunlu başvuru sınırı her yıl tüketici fiyat endeksine göre değişmektedir.
Tüketici hakem heyetlerine yapılabilecek başvuru değeri 2019 yılı için;
a)5.650 (beşbinaltıyüzelli) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda İlçe Tüketici Hakem Heyetleri,
b) Büyükşehir statüsünde olan illerde 5.650 (beşbinaltıyüzelli) Türk Lirası ile 8.480 (sekizbindörtyüzseksen) Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,
c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 8.480 (sekizbindörtyüzseksen) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri,
ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde 5.650 (beşbinaltıyüzelli) Türk Lirası ile 8.480 (sekizbindörtyüzseksen) Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri, görevlidir.
Bu saydığımız parasal sınırların üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.
Tüketici hakem heyetleri görev ve yetki alanına giren başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır.
Görev ve yetki alanı dışında kalan başvuruları, tüketicinin başvuru yapabileceği yerleri de belirterek başvuru sahibine iade eder.
Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvuruların nerelere yapılacağı ve bu başvuruların hangi tüketici hakem heyetince karara bağlanacağı yönetmelikle belirlenir.
İl ve ilçe tüketici hakem heyetinin verdiği kararlar tarafları bağlar. Tüketici hakem heyetlerince vekâlet ücreti ödenmesine karar verilemez.
Uyuşmazlıklarla ilgili başvuru, uyuşmazlık konusunu içeren dilekçenin, varsa delil oluşturan ilgili belgelerle birlikte tüketici hakem heyetine verilmesiyle yapılır.
Tüketici aynı uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak birden çok tüketici hakem heyetine başvuramaz. Aksi takdirde diğer taraf lehine derdestlik itirazında bulunma hakkı doğar.
Elektronik ortamda yapılan başvuruların e-devlet kapısı üzerinden veya Tüketici Bilgi Sistemi ile yapılması zorunludur. Bu başvuruların geçerli olabilmesi için uyuşmazlıkla ilgili başvuru formunun eksiksiz olarak doldurulması, varsa bilgi ve belgelerin sisteme yüklenmiş olması ve yapılan başvurunun başvuru sahibi tarafından, güvenli elektronik imza veya mobil imza ile imzalanmış olması gerekir.
Güvenli elektronik veya mobil imza ile imzalanmamış başvuruların geçerli olabilmesi için sistem tarafından oluşturulan başvuru formunun çıktısının alınarak ıslak imza ile imzalandıktan sonra on beş gün içinde varsa bilgi ve belgelerle birlikte ilgili tüketici hakem heyetine posta yoluyla veya elden ulaştırılması gerekir. Aksi halde başvuru işleme alınmaz.
Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan, ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan isteyebilir.
Bilgi ve belge isteme yazılarının taahhütlü mektupla gönderilmesi esastır. Gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde, gerekçe belirtilmek suretiyle, memur vasıtasıyla tebligat yaptırılabilir.
İstenen bilgi ve belgelerin sunulması için tebliğ tarihinden itibaren en fazla otuz gün süre verilir. Talep edilmesi ve tüketici hakem heyeti başkanlığınca uygun görülmesi halinde bu süre uzatılabilir.
Tüketici hakem heyeti başkanlığınca istenilen bilgi ve belgelerin verilen süre içinde sunulmaması halinde dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler üzerinden karar verilir.
Tüketici hakem heyeti incelemeyi, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinden yapar. Gerekli görmesi halinde tüketici hakem heyeti ayrıca tarafları ve bilirkişiyi dinler.
Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.
İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerek veya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticari unvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerek onanır.
Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nisbi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilir.
Uyuşmazlıkla ilgili olarak tüketici hakem heyeti tarafından tüketici aleyhine verilen kararlarda tebligat ve bilirkişi ücretleri Bakanlıkça karşılanır. Uyuşmazlığın tüketicinin lehine sonuçlanması durumunda ise, tebligat ve bilirkişi ücretleri karşı taraftan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
Tüketici hakem heyeti, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır. Ancak başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir.
Aynı tüketici işleminden kaynaklanan birden fazla uyuşmazlık için ayrı ayrı başvuru yapılması durumunda, uyuşmazlığın değerleri toplamı tüketici hakem heyetinin görev sınırı içinde kalmak şartıyla, tek bir başvuruda birleştirilerek karar verilebilir. Aynı tüketici işleminden kaynaklanan birden fazla uyuşmazlığın değerleri toplamının görev sınırını aşması durumunda uyuşmazlıklar hakkında ayrı ayrı karar verilir.
Tüketici hakem heyeti kararında uyuşmazlık bedelinin Türk Lirası cinsinden belirtilmesi zorunludur. Uyuşmazlık bedelinin döviz cinsinden olması durumunda başvuru tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının belirlediği efektif döviz satış kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilir.
Tüketici hakem heyeti kararı yalnızca verildiği uyuşmazlık için hüküm ifade eder.
Tüketici hakem heyetlerinde taraflar, avukatla temsil edilebilir. Tarafların avukatla temsil edilmesi durumunda, tüketici hakem heyetleri tarafından lehine karar verilen tarafın avukatına vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmez.
Başvuruya konu uyuşmazlığın, tüketici hakem heyeti tarafından karar verilene kadar çözümlenmesi ve bu durumun ispatına yönelik bilgi veya belgelerin tüketici hakem heyetine iletilmesi durumunda, tüketici hakem heyeti uyuşmazlığın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
Tüketici hakem heyetine yapılan başvurular, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülür ve karara bağlanır. Yapılan başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak, karar süresi en fazla altı ay daha uzatılabilir.
Tarafların ivedi inceleme talebinde bulunması ve bu talebin başkan tarafından uygun görülmesi halinde başvuru, tüketici hakem heyetince öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılır.
Konuyla ilgili örnek bir karar;
ŞİKAYET EDEN : ……..
ŞİKAYET EDİLEN : …. Tic. A.Ş.
ŞİKAYET TARİHİ : …
OLAYIN ÖZETİ : Şikayetçi; satın aldığı….marka ……imei numaralı cep telefonun bir ay içerisinde arızalandığını, servis tarafından onarıldığını belirterek bedelin iadesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İddiaların reddi savunulmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE: 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesine göre; Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından birisini seçme hakkına sahiptir. Tüketici, arızalanan ürünü yetkili servise teslim etmiş ve onarılan telefonu teslim almış, böylece sahip olduğu seçimlik haklardan ücretsiz onarım hakkını seçmiş bulunmaktadır. Her ne kadar, şikayet dilekçesinde onarım istemediğini ileri sürmüşse de, ürünün servise teslimi sırasında böyle bir beyanı bulunmadığı görülmüştür. Üstelik onarılan ürünü teslim alırken de bir itirazda bulunmayarak onarımı benimsemiştir. Bu sebeple, artık tüketicinin TKHK 4. maddesine dayanarak bedel iadesi talep etmek hakkı bulunmamaktadır. Tüketicinin seçimlik hakkını ücretsiz onarım yönünde kullandıktan sonra yeniden diğer haklarından birisini kullanabilmesinin koşulları Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğinin 14/a.maddesinde gösterilmiştir. Buna göre: Onarım hakkının kullanılmasından sonra, malın tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde en az dört defa veya imalatçı-üretici ve/veya ithalatçı tarafından belirlenen garanti süresi içerisinde altı defa arızalanmasının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması halinde tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir. Şikayet konusu ürün bir defa arızalanmış ve onarılarak teslim edilmiştir. Yönetmelikte sayılan koşullar gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Yönetmelik uyarınca da, tüketicinin bedel iadesi talep hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle talebin reddine karar vermek gerekmektedir. HÜKÜM: İnceleme ve gerekçe bölümünde bahsedilen nedenlerle; tüketicinin talebinin reddine, verilen karar bağlayıcı olmak ve tarafların kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemesine itiraz hakkı bulunmak üzere oybirliği ile karar verildi.
TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Tüketici işlemleri ile ilgili doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görev yapar. Tüketici Mahkemesi, Tüketici Hakem Heyetinin görevine giren uyuşmazlığa bakamaz.
Tüketici Mahkemelerinde davacı taraf; tüketici, tüketici örgütleri ve bakanlık olabilir. Tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir. Davalı taraf ise satıcı veya sağlayıcıdır.
Her yıl Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen bir parasal sınır vardır. Bu parasal sınıra göre Tüketici Mahkemesinde dava açılabilir.
Tüketici Mahkemeleri nezdinde, tüketici, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılan davalar harçlardan muaftır.
Tüketici örgütleri üst kuruluşlarınca açılacak davalarda bilirkişi ücreti ve davanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda, hükmedilen vekâlet ücreti Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir.
Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde açılabilir.
Tüketici Mahkemelerinde yapılan yargılamada, basit yargılama usulü uygulanır. Bu usule göre; Davaya cevap süresi dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler. Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.
Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.
Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz.
İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.
Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez. Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.
Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde açılabilir.
Genel olarak tüketicileri ilgilendiren davalarda davacı, verilen kararların yayımlanmasını talep edebilir. Talebin mahkemece kabul edilmesi hâlinde bu karar, masrafları davalıdan alınmak üzere ülke düzeyinde yayımlanan gazetelerden en az üçünde derhâl ilan edilir.
Tüketici mahkemelerince verilen kesinleşmiş kararlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden Bakanlığa iletilir.
Tüketici hakem heyetleri kararlarına karşı yapılan itiraz sonucu verilen kararlar, kararı veren mahkeme tarafından ilgili tüketici hakem heyetine gönderilir.
6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN 77. MADDESİNDEKİ İDARİ PARA CEZALARI MİKTARLARIYLA İLGİLİ TABLO
AYIPLI ARAÇ KAVRAMI
Tüketicinin satın aldığı aracı gerektiği gibi kullanamaması veya araçtan yararlanmasını engelleyecek kusurun olması durumunda ayıplı araçtan söz ederiz.
Örneğin; sıfır olarak satın alınan aracın boyalı olması, aracın start-stop siteminin arızalı olması, aracın sürekli yağ yakması, aracın fren sisteminin arızalı olması, aracın sürekli stop etmesi, kısa sürede aracın motorunun çalışamaz hale gelmesi.
Aracın ayıplı kabul edilebilmesi için;
- Ayıbın önemli olması gerekir. Araçtaki ayıbın hangi boyutta olduğunu belirlemek için objektif ölçüler dikkate alınır. Malın değerini veya kullanım oranını azaltıp azaltmadığına bakılır.
- Ayıp aracın tüketiciye geçtiği anda varolmalıdır.
- Tüketici aracın ayıplı olduğunu bilmeden satın almış olmalıdır.
- Araçta ayıp sayılabilecek bir eksiklik olmalıdır. Bu eksiklik maddi, ekonomik veya hukuki ayıp olabilir.
TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI
Tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır.
1-Bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme
Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir.
Tüketici aracı satıcıya iade edip; ödediği bedelin kendisine verilmesini isteyebilir. Bu durumda tüketici artık sözleşmeden ayıp nedeniyle caymaktadır.
Tüketici, sözleşmeden dönme hakkını kullandığında, satıcıyla arasındaki sözleşme ortadan kalkar. Bu yüzden taraflar, karşılıklı olarak birbirlerine verdiklerini geri isterler. Bu hak, satıcıya karşı ileri sürülebilir çünkü tüketici ile üretici arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.
Konuyla ilgili Yargıtay kararı;
13. Hukuk Dairesi 2016/9981 E. , 2019/129 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 19.11.2013 tarihinde dava konusu … model otomobili satın aldığını, aracın kullanılmaya başlandığı ilk andan itibaren sürekli arızalar vermesi sebebiyle sık sık servise başvurmak zorunda kalındığını, servis tarafından özellikle “Pre-Safe sistemi” arızası çıkaran otomobil üzerinde gerçekleştirilen ameliyelere rağmen bir türlü bu arızanın giderilemediğini, otomobilin bu haliyle ayıplı bir ürün olduğunu ileri sürerek aracın davalıya iadesi ile bu araç için ödenmiş olan bedelin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Davalı, ilk derece yargılama makamına sunmuş olduğu yanıt dilekçesi ile usuli ve esasa ilişkin gerekçelere dayanarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 3.000,00-TL’nin davalı firmadan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, sıfır km satın aldığı araçtaki üretimden kaynaklanan ayıp nedeniyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Satışa konu araç üzerinde yaptırılan hükme esas alınan bilirkişi raporunda; araçtaki çarpışma önleme yardımcısı sisteminin devre dışı kalma arızasının araç henüz bir aylık ve 1.701 km’de iken ortaya çıkmış ve kısa periyotlarla tekrar etmiş olduğunu, söz konusu arızanın yapılan değişim işlemine rağmen giderilememiş olup kullanımdan kaynaklanmayan, imalata dayalı, araçtan beklenilen faydalanmayı ortadan kaldıran ve ortaya çıktığı şartta araç içindekilerin can güvenliğini tehlikeye düşürecek önemli bir arıza niteliğinde olduğunu ve bu haliyle ayıplı olan araçta var olan bu arızanın sistem elemanlarının tümünün değiştirilmesi suretiyle giderilebileceğini, bu nedenle aracın 3.000 TL değer kaybı bulunduğunu görüş olarak ifade etmiştir.
Mahkemece, bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ve misli ile değişim kararından sarfınazar edilmiş ise de; Somut olayda; “0 km” de alınan aracın, üretim arızası olduğu halde tüketiciye satılıp, teslim edildiği; “EPC sistemi” arızası nedeniyle araç üzerinde yetkili servis eliyle bir çok kez tamir amaçlı müdahale edilmesine karşın arızaların giderilememiş olduğu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edilmiş bulunduğu; arızanın giderilememiş olması yanında tüketicinin araca duyduğu güvenin sarsılması nedeniyle araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacı tüketicinin seçimlik hakkını bedel iadesi yönünde kullanmış bulunması karşısında tüketicinin bu şekilde aracı değer düşüklüğüne ilişkin zararı giderilerek de olsa kullanmaya zorlanamayacağı, belirgindir. Dosya kapsamından eldeki dava yönünden, sözleşmeden dönme ve bedel iadesi isteme koşulları gerçekleşmiştir. O halde, ilk derece yargılama makamınca davacının seçimlik hakkı nazara alınarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde değer düşüklüğü oranında bedel indirimine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 175,73 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi
2-Ayıp oranında bedel indirimi
Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteyebilir.
Tüketici ayıp oranında aracın bedelinde bir indirim isteyebilir. Bedelde indirim aracın değer kaybıdır. Bedelde yapılacak indirim nisbi metot yöntemi ile bulunur.
Konuyla ilgili Yargıtay kararı;
13. Hukuk Dairesi 2016/20595 E. , 2019/4373 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi
İHBAR OLUNAN: … Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan 22.08.2014 tarihinde dava konusu otomobili satın almış olduğunu, bir süre kullandıktan sonra aracın ön kaput kısmından üç kat boya olduğunun fark edildiğini, aracın sıfır olarak satın alınmış olması karşısında gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, araç için ödenen bedelin iadesine karar verilmesini dilemiştir. Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; Davanın kısmen kabulü ile; 39.250,00.-Tl’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıda bulunan Hyundai marka İ20 Troy model küp beyaz renkli ….şasi numaralı aracın davalıya iadesine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı, sıfır km satın aldığı araçtaki üretimden kaynaklanan boya hatası nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedeli iadesi istemi ile eldeki dava açmıştır. Satışa konu araç üzerinde yaptırılan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu otomobilin motor kaputu üzerindeki boya kalınlığı nedeni ile aracın 2.800,00.-TL değer kaybına uğrayacağı mütalaa edilmiştir. Mahkemece, bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de; yalnızca lokal bir bölgede yer alan boya kalınlığının sözleşmenin feshi ile araç için ödenmiş olan bedelin iadesini gerektirip gerekmediği husunda yanılgıya düşülmüştür. 6502 sayılı yasanın 11/1. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ne var ki tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. 6502 sayılı yasa 11/3. maddesinde “Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.” düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı yasanın 83/1. maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11. maddenin birinci fıkrası ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan “ücretsiz onarım” ve “malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi” seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır. Bu düzenleme ile paralel mahiyette olan bir düzenlemeye de 6098 sayılı TBK’nun 227/3. maddesinde 05/12/2019 20:06 Yargıtay Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü Tarafından Oluşturulmuştur. Sayfa 1 YARGITAY BAŞKANLIĞI yer verilmiş olup, buna göre, “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” Her iki düzenlemede esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, araçtaki ayıbın 2.800,00.-TL değer kaybına yol açacağı bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının TMK’nın 2. ve TBK’nın 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağından, araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde bedel iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3-Ücretsiz onarım
Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteyebilir.
Tüketici araçtaki ayıbın, ücretsiz olarak giderilmesini satıcıdan isteyebilir. Satıcı ayıbın giderilmesinden dolayı araca yeni bir parça eklemiş olsa dahi, tüketiciden herhangi bir ücret talep edemez.
Aracın garanti süresi içerisinde yetkili servis istasyonuna veya satıcıya tesliminden itibaren arızasının on iş günü içerisinde giderilememesi halinde, üretici veya ithalatçının; aracın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir aracı tüketicinin kullanımına tahsis etmesi zorunludur.
Ücretsiz onarım hakkından sonra araçtaki sorunlar giderilmiş olsa dahi araçta değer kaybı varsa bu değer kaybı talep edilebilir.
Konuyla ilgili Yargıtay kararı;
Hukuk Genel Kurulu 2019/114 E. , 2019/632 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 4. Tüketici Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.11.2013 tarihli, 2013/27 E., 2013/1354 K. sayılı karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 03.12.2014 tarihli, 2014/10223 E., 2014/38281 K. sayılı kararı ile;
“…Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespitine, ayıplı malın davalıya iadesine, dava konusu araçta hasar nedeni ile oluşan 1.000 TL değer kaybının mahsubu ile davacının ayıplı mala ödediği 70.513,50 TL nin aracın iade tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik istemi ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.2.2012 tarihli 2011/19864 Esas ve 2012/3350 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespitine, ayıplı malın davacı tarafından davalıya iadesine, dava konusu araçta hasar nedeni ile oluşan 1.000 TL değer kaybının mahsubu ile davacının ayıplı mala ödediği 70.513,50 TL nin aracın iade tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik istemi ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalıdan satın aldığı aracın garanti süresinin bitmesinden sonra gizli ayıplar nedeniyle sık sık arızalandığını ileri sürerek araç bedelinin iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, kullanım hatası bulunduğunu belirterek davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile aracın iadesine ve manevi tazminatın reddine karar verilmiştir. Tarafların temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı TKHK’nun 4/2 maddesi gereğince, davacının ayıplı malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, bedel iadesi, ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım isteme haklarına sahip olduğu belirtildikten sonra eldeki davanın aracın tesliminden yaklaşık 4 yıl 8 ay sonra ve keşif tarihi itibariyle aracın yaklaşık 120.000 Km’de iken açıldığı, aracın bu tarihe kadar hangi koşullarda ve nasıl kullanıldığının bilinmediği, dolayısıyla satın alınıp iyice eskitilen bir aracın gizli ayıplı olduğundan dolayı iadesi ile bedelin tahsiline karar verilmesinin taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozacağı, TMK 2. maddesinde açıklanan iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceği, bu sebeple mahkemenin ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme hakkının da değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde bilirkişi raporu alınarak araçtaki değer düşüklüğünün 10.000 TL olacağı tespit edilmiş, buna göre arızanın giderilebilmesi için yapılacak işin niteliği, araçtaki ayıplar nedeni ile oluşacak değer kaybı gözetildiğinde ücretsiz onarım ya da ayıp nedeni ile bedelden indirim yapılması halinde hak ve menfaatler dengesinin tüketici aleyhine bozulacağı kanaati ile bedel iadesinin hak ve menfaatler dengesini sağlayacağı sonucuna varılarak bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre bozma ilamının gereğinin yerine getirmesi gerekir. Bu husus davalı yararına usulü kazanılmış hak niteliğindedir. O halde mahkemece, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, usulü kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir …”
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin 08.09.2005 tarihinde satın aldığı aracın, 28.11.2008 tarihinde direksiyon kolonu komfor sistemi kontrol ünitesinin, 04.09.2009 tarihinde ise elektronik modül kartel tapasının değiştiğini, değişimin garanti süresinin dışında olmasına rağmen hiçbir ücret alınmayarak davalı satıcı ve yetkili teknik servisin kusurlarını kabul ettiğini, yapılan onarımlara rağmen sonuç alınamadığını, arızaların imalattan kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğunu belirterek dava konusu ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesine, mümkün olmadığı takdirde araç için ödediği bedelin fatura tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline, 20.000,00TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu aracı beş yıla yakın bir süre sorunsuz olarak kullandığını, 120.000 km yol kat ettiğini, 15.11.2008 tarihinde arızanın giderildiğini, tamirden sonra da davacının aracı sorunsuz olarak bir yıl kullandığını, sık arıza ve arızanın giderilememesinin söz konusu olmadığını, parça değişiminden sonra yapılan kontrollerde araçta arızaya rastlanmadığını, davacının kusurlu olduğunu, müşteri memnuniyeti açısından garanti süresinin bitmesine rağmen onarım ücretine destek verildiğini, araçta tüketici yasasında tanımlandığı şekilde bir arıza bulunmadığını, bedel iadesi ve manevi tazminat isteminin yasal koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 30.06.2011 tarihinde verilen ilk karar ile araçta bulunan imalattan kaynaklı gizli ayıp nedeniyle tüketicinin sözleşmeden dönme ve bedel iadesi isteminin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın davacı tarafından davalıya iadesine, dava konusu araçta hasar nedeni ile oluşan 1.000TL değer kaybının mahsubu ile davacının ayıplı mala ödediği 70.513,50TL’nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraflarca temyizi üzerine Özel Dairenin 20.02.2012 tarihli ilk bozma kararında davacının tüm temyiz itirazları reddedilmiş, davalının itirazları yönünden yapılan inceleme sonucunda ise “satın alınıp iyice eskitilen bir aracın gizli ayıplı olduğundan dolayı iadesi ile bedelin tahsiline karar verilmesi taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozar nitelikte olup TMK 2. maddesinde açıklanan iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulü gerekir. Bu nedenlerle mahkemece yukarıda belirtilen TKHK 4/2 maddesi de göz önüne alınarak ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme hakkının da değerlendirilmesi gerekir Mahkemece bu seçenekler üzerinde durulmadan yazılı şekilde aracın değiştirilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, bilirkişi marifeti ile araçtaki ayıpların giderilmesi için park freni ve şanzımanın komple değişmesi gerektiği ve bu durumun araçta 10.000TL’lik değer azalması oluşturacağını belirledikten sonra, 21.11.2013 tarihli kararı ile “Araçtaki arızanın, arızanın giderilebilmesi için yapılacak işin niteliği, araçtaki ayıplar nedeni ile oluşacak değer kaybı gözetildiğinde ücretsiz onarım ya da ayıp nedeni ile bedelden indirim yapılması halinde hak ve menfaatler dengesinin tüketici aleyhine bozulacağı, maldaki ayıp iddiasına dayalı bedel iadesinin hak ve menfaatler dengesini sağlayacağı sonucuna varılmıştır.” şeklindeki değerlendirmeyle bir önceki karar ile aynı şekilde davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
Her iki tarafın temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece, Özel Dairenin ilk bozma kararında diğer seçimlik hakların “değerlendirilmesi” gerektiğine işaret edildiği, buna uygun şekilde araştırma ve değerlendirme yapıldığında bedel iadesi isteminin hak ve menfaatler dengesine uygun olacağı sonucuna varıldığı açıklanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tüketicinin ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemiyle açtığı davada, somut olayın özelliklerine göre bedel iadesine karar verilmesinin taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozar mahiyette olduğu ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, bu nedenle tüketicinin diğer seçimlik haklarından ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme haklarının da değerlendirilmesi gerektiği yönündeki bozma kararına uyulmasının ayıplı mal bedelinin iadesine karar verilememesi yönünde davalı taraf lehine kazanılmış hak doğurup doğurmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kazanılmış hak kavramına kısaca değinilmesinde fayda vardır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda (HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle de, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K.; 20.12.2013 tarihli ve 2013/23-131 E,. 2013/1681 K. sayılı kararları).
Bu sayılanların dışında ayrıca görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. V, 6. b., İstanbul 2001, s. 4738 vd).
Ayrıca Yargıtay bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli kazanılmış hak kuralı, usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtay’ca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddi hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyla giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usuli kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı esası benimsenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 30.11.1988 tarihli ve 1988/2-776 E., 1988/985 K. sayılı kararı).
Başka bir anlatımla Yargıtay dairesinin vardığı sonuç her türlü değer yargısının dışında hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak tartışmasız bir maddi hataya dayanıyorsa ve onunla sıkı sıkıya bağlı ise o takdirde usuli kazanılmış hak kuralı hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;
Satın alınan malda ayıp iddiasıyla açılan davada davacı tüketici tarafından 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde sözleşmeden dönme ve bedel iadesi isteminde bulunulmuş ve Yerel Mahkemece kurulan ilk hükümle bu istem yerinde görülmüş ancak sonrasında Özel Dairenin 20.02.2012 tarihli, 2010/569 E., 2011/3350 K. sayılı kararında açıkça “…satın alınıp iyice eskitilen bir aracın gizli ayıplı olduğundan dolayı iadesi ile bedelin tahsiline karar verilmesi taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesini bozar nitelikte olup TMK 2. maddesinde açıklanan iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin kabulü gerekir.” denilerek tüketicinin diğer seçimlik haklarından ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım isteme haklarının değerlendirilmesi, başka bir anlatımla bunlardan birine hükmedilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile hüküm bozulmuştur. Mahkemece bu bozmaya uyulmakta artık bedel iadesine hükmedilemeyeceği yönünde davalı lehine kazanılmış hak doğmuş olup, uyuşmazlıkta bunun istisnasını teşkil edecek bir hâlin mevcut olmadığı da açıktır.
Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.05.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi
4-Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi
Tüketici, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir.
Tüketici hiçbir ücret ödemeden, ayıplı aracın yenisi ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Buna misliyle değişim denir.
Tüketici, “bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme” ve “ayıp oranında indirim” haklarını sadece satıcıya karşı ileri sürebilir. “Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi” ve “ücretsiz onarım isteme” haklarını hem satıcıdan, hem de üreticiden talep edebilir.
Tüketicinin Seçim Hakkı
Tüketicinin seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona erer ve onun yerine tercih ettiği hak geçer. Bu nedenle, tüketicinin seçimlik hakkı yenilik doğrucu haklardandır. Tüketici bu haklardan birini kullandığı zaman diğer bir hakkını artık kullanamayacaktır. Tüketici seçimlik haklarından hangisini seçtiyse dava sonuçlanmadan önce, seçtiği bu hakkını istediği başka bir hakla değiştirebilir. Hangi talebin tüketici açısından daha yararlı olduğu somut olaya göre değerlendirilir. Yasal yollara başvurulurken dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi hak sahibinin tüketici sıfatına sahip olmasıdır. Tüketicinin tanımında da belirttiğimiz gibi, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden kişidir tüketici. Ticari amaçlarla hareket etmemelidir, satın aldığı araç şahsi kullanım için olmalıdır. Bu şekilde tüketici hukuku işlemi olur. Eğer satın alınan araç şahsi değil ticari nitelikte ise tüketici sıfatını alamaz.
ZAMANAŞIMI SÜRESİ
Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır. İkinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.
Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
Araçta gizli ayıp söz konusu ise iki yıllık başvuru süresi aracın alındığı tarihten itibaren değil, gizli ayıbın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Gizli ayıp durumunda zamanaşımı süresi ile ilgili Yargıtay kararı;
Yargıtay YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E: 2008/6600 K: 2008/13423 T: 11.11.2008
Davacı, davalılardan A. Otomotiv İnşaat Turizm Ticaret ve San. A.Ş’den 2001 model F… tipi otomobili diğer davalı ithalatçı firma F… Otomotiv San. A.Ş’nin de garantisi altında satın aldığını, henüz 83.000 km.de iken otomobildeki motor akşamından çıkan ve imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp nedeniyle uğradığı 2.623,10 TL’lik zararın ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, BK’nın 207. maddesi gereğince ayıp sonradan ortaya çıksa bile davanın 1 yıllık süre içinde açılması gerektiği, bu sürenin geçtiğini belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ayıplı mal satışı nedeniyle satıcı ve üretici/ithalatçıya karşı açılmış, ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkindir. Anılan yasanın 4/4. maddesinde, “bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir denildikten sonra, “ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılmaz” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda dava konusu araç 05.10.2000 tarihinde satın alınmış arıza ise 24.07.2005 tarihinde ortaya çıkmış, davacı 26.07.2005 tarihinde davalıya ayıp nedeniyle ihtarda bulunmuş, 12.08.2005 tarihinde de bu davayı açmış dolayısıyla süresinde ayıp ihtarında bulunup davasını açmıştır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 08.03.2006 tarihli raporda ayıbın imalattan kaynaklanıp gizli ayıp olduğu anlaşılmakta olup ortaya çıktığında da süreye uyularak ihbar edilip dava açmıştır. Öyle olunca olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki zamanaşımı süresi geçmemiştir. Ayrıca BK’nın 207. maddesinde zamanaşımı süresinin de bu davada uygulanmayacağı gözetilerek mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
İSPAT YÜKÜ
Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.
Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır.
Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgiyi içeren bir etiket konulur. Bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur.
Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünler ise hiçbir şekilde piyasaya arz edilemez. Bu ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.
AYIPLI ARAÇ DAVALARINDA TÜKETİCİ LEHİNE YORUM İLKESİ
Tüketici sözleşmelerinde yorum ilk olarak objektif yapılması yönündedir fakat güçlü olan taraf yani satıcı, tüketici aleyhine bir hüküm koyduysa bunun yorumu tüketicinin lehine yapılır.
Ayıplı aracın konu olduğu uyuşmazlıklarda bilirkişinin yaptığı tespitler sonucunda bir kanıya varılamıyorsa mahkeme bunu tüketici lehine yorumlar ve bu şekilde karar verir. Ancak bu durum her somur olaya göre ayrı olarak değerlendirilmelidir.
Aracın teslim edildiği tarihten itibaren uygulanan faiz türü reeskont avans faizidir. Bu tüketici lehine olan bir uygulamadır.
EMSAL YARGITAY KARARLARI
Emsal Karar 1
13. Hukuk Dairesi 2016/31073 E. , 2019/6383 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 21.04.2010 tarihinde dava konusu otomobili satın almış olduğunu, 08.02.2014 tarihinde bu araca pasta cila işlemi yaptırmak istediğinde aracın sol ön kapısında boyama işlemi olduğunu öğrendiğini, aracın sıfır olarak satın alınmış olması karşısında gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacının ayıpsız misli ile değişim davasının kabulüne, 2010 model, … marka, … 1.4 TSI 122 HP … tipinde Gri … Gümüş renkli otomobilin ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, sıfır km satın aldığı araçtaki üretimden kaynaklanan boya hatası nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedeli iadesi istemi ile eldeki dava açmıştır. Satışa konu araç üzerinde yaptırılan hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu otomobilin sol ön kapısının boyanmış olması nedeniyle dava konusu araçta 1.250,00.-TL değer kaybı oluştuğu mütalaa edilmiştir.
Mahkemece, bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de; yalnızca lokal bir bölgede yer alan boyama işleminin sözleşmenin feshi ile araç için ödenmiş olan bedelin iadesini gerektirip gerekmediği husunda yanılgıya düşülmüştür. 6502 sayılı yasanın 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Ne var ki tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır.
Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, araçtaki ayıbın 1.250,00.-TL değer kaybına yol açacağı bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının TMK’nın 2. ve TBK’nın 227/3. maddeleri uyarınca hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ve menfaatler dengesine aykırı olacağından, araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde bedel iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Emsal Karar 2
13. Hukuk Dairesi 2016/8338 E. , 2019/5543 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 13/01/2013 tarihli sözleşme ile,….plakalı …. model aracını …. gördüğü 2004 model …..plakalı …..marka araç ile 18.000,00 TL fark vererek takas ile satın aldığını, 14/01/2013 tarihinde noterden satış yapıldığını, satın aldığı bu aracı 22/06/2015 tarihinde dava dışı ….. isimli şahsa noter satış sözleşmesi ile 26.750,00 TL’ye sattığını, satıştan bir hafta sonra …. aracın pert kaydının olduğunu belirterek aracı geri iade ettiğini, aracı satın almadan önce ağır hasarlı pert kaydı olduğunu bilmediğini, aracın ayıplı olarak kendisine satılğını ileri sürerek, aracının ayıplı olarak satılması nedeniyle 12.750,00 TL zararın yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, araç satışıyla bir ilgili olmadığını, aracı satan … …. karşı dava açılması gerektini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, 9.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile satın aldığı aracın ayıplıolduğunu ileri sürerek satış bedelinin tenzilini istemiştir. Davalı firma adına satış yapıldığını, satışla bir ilgisi olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacı ile davalı arasında 13.01.2013 tarihli “oto satış mukavelesi” imzalandığı, bu sözleşmede davalının satıcı olarak olarak belirtildiği ve sözleşme içeriğinden davalının aracı sattığının belirlendiği, davalının araç satışına aracılık ettiğini belirterek husumet itirazı reddedilmiştir. Satış tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK.’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta davacı, dava dilekçesinde davalı olarak “ … Oto, Satış sorumlusu….. “ şeklinde belirtmiş olup yine yargılama sırasında verilen dilekçelerin bir kısmında da alacağın … Oto’dan tahsilini istemiştir. …..satıcı olarak ….. adı yazılı ise de; 14.02.2013 tarihli noter satış sözleşmesinde satıcı olarak ….. adının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı beyanlarında …. çalıştığını, satışları bu firma adına yaptığını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece davalının savunması üzerinde durularak gerekli araştırma yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Emsal Karar 3
13. Hukuk Dairesi 2015/40338 E. , 2018/5310 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 31.08.2012 tarihinde … Araç Alım Satım ve Kiralama A.Ş.’den … marka aracı satın aldığını, araç için 29.646,64 TL ödediğini, aracın satın alınmasından kısa bir süre sonra araç seyir halinde iken hız düştüğünde ön kısmından gıcırtı sesi gelmeye başladığını, bu sebeple aracın 03.01.2013-28.11.2013 tarihleri arasından 8 kez ve 16.01.2014 tarihinde de bir kez toplam 9 kez servise götürüldüğünü, yetkili servisin her defasında gerekli kontrol ve onarımın yapıldığını belirtmesine rağmen aracın kullanılmaya başladıktan belli bir süre sonra aynı arızayı vermeye devam ettiğini, bunun üzerine 44.Noterliği’nin 21.04.2014 tarihli ihtarnamesi ile davalılardan araç için ödenmiş olan bedelin faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere öncelikle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde araç için ödenmiş olan bedelin ihtarname tarihinden itibaren işlemiş olan ticari faizi ile birlikte tarafına ödenmesine ve davalıların bu talepler hususunda müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu … plaka sayılı … sedan 1.3 Dizel marka aracın 6502 sayılı yasanın 8.maddesi kapsamında gizli ayıplı olduğunun tespitine, dava konusu aracın geri alınarak ayıpsız ve misli aynı nitelikteki araç ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı taktirde 29.646,64-TL değerinin ihtarname tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 sayılı yasanın 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Öğretide ve uygulamada da kabul edildiği üzere tüketicinin seçimlik haklarını tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanması gerekmektedir. Tüketici bu haklardan hangisini seçtiğini, bir kez bildirmekle, seçim hakkını kullanmış olur ve artık tercihini değiştiremez. Çünkü, satıcı kayıtsız şartsız, bildirilen tercihi yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle tüketicinin seçim hakkı, bir kez kullanılmakla sona ermekte ve onun yerine tercih ettiği hak geçmektedir. Bu özelliği nedeniyle, tüketicinin seçimlik hakkının yenilik doğrucu (inşai) haklardan olduğunu söyleyebiliriz.
Davacının dava dilekçesindeki talebi aracın ayıpsız misli ile değişimi, bu mümkün olmadığı takdirde araç bedelinin iadesidir. Ne var ki, mahkemece, davacıya bu talebi hakkında değişim hakkını mı, yoksa sözleşmeden dönme hakkını mı kullanacağı hususu açıklattırılmamış ve hükmün 2.fıkrasında aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, 3.fıkrasında ise bu mümkün olmadığı taktirde araç bedelinin davacıya iadesine şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece, davacının davasını neye hasrettiği açıklattırılıp, seçimlik hakkını ne şekilde kullandığı sorularak, değişim mi yoksa sözleşmeden dönmek mi istediği açıklattırılarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Kabulü göre de davalı … Araç Alım Satım ve Kiralama A.Ş.’nin ticaret ünvanı gerekçeli karar başlığında … Araç Alım Satım ve Kiralama A.Ş. olarak yazılmışda da bu husus mahallinde her zaman düzeltilebilir bir hata olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 506,30 TL harcın … Otomotiv Tic. Ltd. Şti’ne, 506,30 TL harcın … Araç Alım ve Satım Kiralama A.Ş.’ne iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Emsal Karar 4
13. Hukuk Dairesi 2016/22641 E. , 2018/9463 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, sıfır kilometre olarak satın aldığı dava konusu 2013 model aracında henüz garanti kapsamında iken pek çok noktada boya patlamaları olduğunu, aracın tamamen boyanması gerektiğini bu durumun gizli ayıp niteliğinde olup araçta değer kaybına yol açacağını ileri sürerek satım sözleşmesinin iptali ile aracın misli ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı …Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 2400,00 TL değer düşüklüğü bedelinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Davacı, sıfır km satın aldığı araçtaki üretimden kaynaklanan boya hatası nedeniyle aracın ayıpsız misli ile değişimi istemi ile eldeki davayı açmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki boya hatasının üretimden kaynaklandığı, araçtan beklenen faydayı azalttığı gibi boyama bedeli hariç 2400,00 TL değer kaybına yol açacağı belirtilmiş ancak aracın değişimine de gerek olmadığı vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, taraf menfaatleri arasındaki denge ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında değer düşüklüğüne hükmedilmesi gerektiği belirtilerek 2400,00 TL bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de; seçimlik haklar noktasında yanılgıya düşülmüştür. 6502 sayılı yasanın 11. maddesinde, malın ayıplı olması durumda tüketicinin seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu seçimlik haklarda tüketici; bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Açıklandığı şekilde tüketici seçimlik haklarından herhangi birisini kullanabilecektir. Elbette tüketici bu hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır.
Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, aracın yeniden boyanması gerektiği, bu durumun değer kaybına yola açacağı ve kusurun imalat hatasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Hal böyle olunca davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanması yasal hakkı olup iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmemektedir. Araçtan beklenen faydanın azaldığı sabit olduğuna göre davacı değer düşüklüğü ile yetinmek mecburiyetinde de değildir. Davacının seçilmiş haklarından misli ile değişim hakkını kullandığı sabit olduğuna göre mahkemece bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile değer düşüklüğüne hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle Temyiz eden davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent gereğince kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Emsal Karar 5
13. Hukuk Dairesi 2018/6217 E. , 2018/10890 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı… Oto Servis ve Tic. A.Ş.vekili avukat Müveddet Ulaş geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 26.02.2013 tarihinde dava konusu otomobili satın almış olduğunu, kısa süre sonra aracın boyasında kabarma, şişme ve bu arızalı kısımlarda boya dökülmesi probleminin ortaya çıktığını, yetkili servis eliyle yapılan inceleme neticesinde bu ayıbın tespitinin yapıldığını ve tampon boyasının ücretsiz boyanmasının teklif edildiğini ileri sürerek, ayıplı aracın davalıya iadesi ile bu araç için ödenmiş olan bedelin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Davalı ilk derece yargılama makamına sunmuş olduğu yanıt dilekçesi ile usuli ve esasa ilişkin gerekçelere dayanarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile …… plaka sayılı….. tipi aracın her türlü takyidattan ari bir şekilde davalıya iadesine, 37.898,41 EURO’nun aracın davalıya teslim tarihinden itibaren başlamak üzere T.C. … Bankası’nın 1 yıllık vadeli EURO’ya uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebine ilişkindir. Somut olayda aracın gizli ayıplı olduğu, tüketicinin seçimlik haklarından dilediğini kullanma yetkisi olduğu, seçimini araç ve bedel iadesi yönünden kullandığı açıktır. Mahkemece de bu ilkeler dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; satım tarihinde aracın euro olan fiyatı faturada Türk lirası üzerinden belirlenip buna göre düzenlenmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, bu husus değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KAYNAKÇA
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/11/20141127-8.htm
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/756170
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/333280 https://journal.yasar.edu.tr/wpcontent/uploads/2014/01/8-Lale-S%C4%B0RMEN.pdf
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/608044
https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIstemciWeb/