Telif Hakkı Tanımı ve İhlalleri

78919423952077_940x351 (1).jpgAristo mantığında insan, düşünen bir hayvan olarak tanımlanmıştır. İnsanoğlu, günümüzde bu denli gelişerek doğaya hükmedebilmesini, düşünebilme yetisine borçludur. Gelişen bilim sonucu oluşan icatlar, üretilen sanat eserleri özünde bir insan fikrini barındırır.

Bazı fikirler sonucu ortaya bir sanat eseri ya da buluş çıkabilmektedir. Ortaya çıkan şey; film, şiir, heykel, resim vb. olabileceği gibi bir makinenin mekanizmaları veya bir ilacın kimyasal içeriği de olabilmektedir.

Telif ve patent kavramları sıkça karıştırılmaktadır. Patent, genellikle teknik bir yönü olan buluşa ilişkindir. Yeni üretilen bir ilaç veya yeni üretilen bir makine ve hatta bir cep telefonu şirketinin yeni ürettiği bir modelinde yer alan yeni özellikler dahi olabilmektedir. Samsung ve Apple arasında sıkça yaşanan patent davaları buna bir örnek teşkil etmektedir. Telif hakkı ise buluştan ziyade, daha çok kültürel ve edebi yönü olan sanat eserlerini kapsamaktadır.

Eser sahipleri açısından telif hakkından bahsedebilmemiz için ortada bir eser olmalıdır ve bu eserin objektif ve subjektif yönü olması yani somut olması ve sahibine özgü özellikler taşıması gerekmektedir.

Türkiye’de bir kişi, bir eser oluşturduğunda bunu doğrudan bir kuruma götürüp kendisine ait olduğuna dair eseri onaylatmasına gerek yoktur. Çünkü zaten o eser Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından korunmaktadır. Lakin onaylatma işlemi, ileride bir telif hakkı ihlâli yaşanması durumunda mahkeme nezdinde ispat kolaylığı sağlamaktadır.

Eser sahibinin manevi; umuma arz salahiyeti, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını men etme yetkisi gibi hakları ve mali; işleme, çoğaltma, yayma, pay ve takip, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim, ve temsil gibi hakları mevcuttur. Bu haklar, 5846 sayılı kanun sayesinde eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıl boyunca korunmaktadır.

Mali haklar başkalarına devredilebilse de manevi haklar devredilememektedir. Örnek vermek gerekirse, bir dergi sahibi, bir makale sahibinin makalesini kullanmak istemektedir. Dergi sahibi, makale sahibiyle bir telif hakkı devir sözleşmesi yapar ve çoğaltma, yayma, umuma iletim gibi tüm mali haklarını devralır ve dergisinde yayınlar. Lakin eser sahibi, dergi sahibinin makaleyi yayınlama tarzı eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette olduğunu düşünürse 5846 sayılı kanunun 14.Maddesi gereği devredilemez manevi telif haklarından olan umuma arz salahiyeti kapsamında bir ihlâl olduğu iddiasıyla makalenin yayınlanmasını men edebilme yetkisine sahiptir.

Eser sahibinin izni olmadan başka birisi tarafından bu haklara tecavüz edilmek suretiyle kullanılmasının hukuki ve cezai sonuçları bulunmaktadır. Telif hakkı ihlâl edilen eser sahibi, bu durumu tecavüzün gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyet ederek cezai bir müeyyidenin uygulanmasını isteyebilir, hukuk mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat ve tecavüzün men’i davalarını açabilmektedir.

Sonuç olarak telif hakkı, kişinin fikrî emeği ile oluşturduğu her nevi eserinin başkaları tarafından kullanılmasını ve kopyalanması yasaklayan ve devlet tarafından korunan önemli bir haktır.

Av. Mert KOZAN

Yorum bırakın